Avratlar's Blog

Just another WordPress.com weblog

Sex and the city

Okan Bayülgen, Marks& Spencer için dört ünlü mankenle “şehirli kadın”ı yansıttığı bir çalışma yaptı.

Günümüz kadınlarının güzellik kavramını konu alan bir sergi açan Okan Bayülgen, Marks& Spencer için dört ünlü mankenle “şehirli kadın”ı yansıttığı bir çalışma yaptı. Kadınlarla ilgili görüşlerini HELLO! dergisine anlatan Bayülgen, “İlişkilerimi bir çeşit dans gibi yaşıyorum. Birlikte geri gidişler, ileri gidişler, adım uydurmalar ya da uyduramamalar…” diyor.

– “Sex and The City” filmiyle kadınların gizli dünyası yeniden gün ışığına çıktı. Çekimlerde neleri baz aldınız?

Yaptığımız bu çekimlerde çok basit anahtar sözcüklerin üzerinde durduk. Zaten moda çekimi dediğiniz şey o çok basit kavramların yeniden ve başka şekillerde görselleştirilmesiyle hedefini buluyor. Bahsettiğim bu anahtar sözcükler; şehirli kadın, mutlu kadın, gündelik ama şık kadın gibi şeylerdi. Sanırım arzu ettiğimiz efekti bu yalınlık içerisinden çıkarabildik.

– Bu tarz projeleri tercih etmenizin bir sebebi var mı?

Uğraştığım bütün işler (prodüktörlük, programcılık, fotoğrafçılık, sinema ya da seslendirme) araştırmaya ve merak etmeye çok müsait işler. Hatta daha doğrusu, merak, kurcalama ve deneyimleme olmadan yapılamayacak işler.
Benim için üzerinde kesip biçme yapabileceğim, aklımda tuttuğum bir soruyu yanıtlayabileceğim her şey içinde bulunmaya değerdir. Örneğin şu anda konuştuğumuz projeden profesyonel bir karşılık almadım. Aldığım karşılık az önce bahsettiğim tatminle alakalıydı.

– Sizin gözünüzle kadınların dünyasını nasıl tanımlarsınız?

Kadın benim için bir zihinsel sıçramalar yumağı. Çok derin bir meseleden konuşurken bir anda “kazağın ne kadar güzel”e geçebilen bir mekanizma. Gündelik vakalarda, daha geniş kavramlarda, sezgiler ve derin duygularda bu kadar hızlı atlamalar yapabilen böyle bir akıl tipi, sanırımki kadını erkekten ayıran çok temel bir fark. Ve en azından bana kadınlarda en çekici gelen taraf. Yani “kadın dünyası” beni elinde dondurmasıyla, çok heyecanlı bir cambazlık numarası izleyen bir çocuğa dönüştürüyor. Bundan hoşlanmamam düşünülebilir mi?

– Huysuz olarak nitelendirilen adamın etrafında hep güzel kadınlar var. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?

Birincisi gerçekten huysuz bir adam olsaydım etrafımda güzel kadınlar olmasında çelişkili bir durum olmazdı. Ortalamadan sapmış her karakter özelliği, birilerine öyle ya da böyle ilginç gelir. Kim son derece düzgün ve sıkıcı bir partner ister ki? Gönül işlerini çekici yapan şey karakterler arasındaki itme ve çekmelerden ibaret. Kaldı ki ben huysuz bir adam değilim. En yakınımdakiler arabamdan içeri koskocaman bir kamera sokmaya kalkmadığı sürece de huysuzlaşacağımı sanmıyorum.

ÇEKİCİLİK İLGİMİ ÇEKER

– Size hayır diyen bir kadın oldu mu?

Aşkta “Evet”, “Hayır” filan gibi cılız sözcüklerin pek önemi yok. Bana “Hayır” deyip sonra benimle birlikte olmuş kadın da vardır, “Evet” dedikten sonra çekip giden de. Yetişkin insanların tümü gibi ben de ilişkilerimi bir çeşit dans gibi yaşıyorum. Birlikte geri gidişler, ileri gidişler, adım uydurmalar ya da uyduramamalar ve bunun gibi şeyler. Ayrıca bugüne kadar kendi isteğimle bitirdiğim ilişkilerden sonra “terk edildim” demişliğim vakidir.

– İlişkilerinizde gündemde olmaktan kaçınıyorsunuz ama hep gündemdesiniz.

/_np/6720/6676720.jpgBu son derece basit bir durum, televizyon işi yapıyorum. Ve eğer bir adam gündemdeyse yalnızca saçıyla, bacağıyla ya da sesiyle gündemde olamaz. “Gündem” denen bu çorbayı hazırlayan adamlar için her şeyiyle bir bütündür. İlişkilerimde göz önünde olmaktan kaçınıyorum çünkü normal olan bu. Fakat her zaman da gündeme geliyorum; çünkü daha azını yapmama izin vermiyorlar.

– Güzellik kavramınız nelerdir?

Güzellik değil çekicilik daha çok ilgimi çekiyor. Azıcık kusurlu, yaralı, yorgun yüzleri ve o yüzün altında da yürümeyi, sıçramayı, koşmayı bilen bedenleri daha çok seviyorum. “Güzel” dediğim kadının başka her şey gibi değişebildiğini görmek isterim. Kendisini zamanın bir noktasında sabitleyip büyük bir korkuyla Azrail’i bekleyen kadınlar tüylerimi diken diken ediyor.

Makinalarıma aşığım

– Fotoğraf çekerken sizi en çok etkileyen şey…

Beni en çok etkileyen şey makinalarımdır. Her birine ayrı ayrı aşığım.

– Birçok farklı işler ve projeler peşindesiniz. Bu farklılığı ararken beklentiniz nedir?

Yaptığım işler ilk bakışta çok farklı gibi görünseler de, aslında hepsinin birbiriyle muhakkak bir ilişkisi var. Her sanatçı ürününü başka şeyleri harmanlayarak verir. Ve aslında sanatçının aldığı en büyük haz da yaptığı bu “miksaj”ın başarısıdır. İşte benim sürekli arayıp durduğum şey de sanatçının hissettiği bu duygu olabilir.
https://i0.wp.com/student.uncw.edu/sl3644/sex%20&%20the%20city.jpg

Kasım 1, 2008 - Posted by | Genel | ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: